Aidin Salih’in Yolu

Aidin Salihin eşi Muhammed Salih’in "Aidin Salih Ekolü" konferansında yaptığı açılış konuşması

AİDİN SALİH’İN YOLU(Aidin Salihin eşi Muhammed Salih’in "Aidin Salih Ekolü" konferansında yaptığı açılış konuşması)70’li yıllarda, Sovyetler Birliği’nde bir dekadans dönemi başladı. Bu çürüme sadece siyasi, içtimai ve kültürel sahada değil, pozitif ilimler, cümleden, tıp sahasında da bariz şekilde ortaya çıktı. Tıpta ilerleyen bu düşünce boşluğunu, bitkilerle tedavi yöntemlerinden, mediumlara kadar uzanan çeşitli batıl akımlar doldurmayı başladı.Bugün alternatif tıp denilen tıpla, Aidin Salih o süreçte tanıştı…Açlıkla tedavi, mizaçlar, Ibn-i Sina Tıbbı, bitkilerle tedavi, hacamat, kan grubuna göre tedavi yöntemleri, Aidin Salih’in ilgi odağı oldu. Bugün, Açlık ve kupa terapisi Aidin Salih’in esas tedavi üslubu olarak gösteriliyor. Halbuki açlık ve hacamat asırlardan beri çeşitli kavimlerde uygulanan metotlardır.Aidin Salih’in tedavi üslubu, aslında tüm bu uygulamaların SENTEZIDIR.Dr. Paul Bragg (1895-1976) gibi, sadece açlıkla tedavinin ya da sadece hacamatın insan sağlığı için yeterli olmadığını Aidin Salih çok iyi biliyordu. Aidin Salih’in tedavi üslubu şeffaftı. Anlattığı gaye netti. Aidin Salih’in Post modern tıp alimlerinden farkı — ilmi dinden ayrı tutmamasıydı. Özellikle tıp ilminin; Allah’ın yarattığı düzeni idrak etmekten, O’nun kurallarına uymaktan geçtiğini idrak ediyordu. Aidin Salih, karşı çıktığı tedavi yöntemleri hakkında açık konuşuyordu. Tıpta aşı, sezeryan, organ nakli ameliyatı, tüp bebek gibi insan yaratılışına aykırı uygulamalara karşıydı. Bu yöntemlerin hem sağlık açısından, hem dini açıdan insan için zararlı olduğunu ilmi şekilde ispatlıyordu.Tedavisi rasyoneldi. Bilimseldi. Aynı zamanda dine aykırı değildi. BBC radyosuna verdiği röportajında “Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerife aykırı bir tedavi yöntemi kullanmadım” diye beyanatta bulunmuş ve bu radikal itirafın Batı da yayınlanması herkesi şaşırtmıştı. 70’li yıllarda, dostlarımızdan biri evimize hasta getirmişti. Aidin Hanım dan ona bakmasını rica ettiler. Hastanın diz kapağı altında, kangren oluşmuş, hızlı şekilde çürüyordu. Doktorlar bacağını kesmeye karar vermişler. Adam bunu istemiyordu. Aidin Hanım’ın doğal tedavi taraftarı olduğunu işitmiş, onun önerisini almak istemiş. Aidin Hanım ona evde buğdayı çimlendirmesini, kökünden çıkan suyla macun yapıp, kangren yarasına sarmayı önermişti. Adam öneriyi birebir uyguladı ve mucizevi şekilde kangrenden kurtuldu. Doktorlar bu iyileşme karşısında şaşırdılar. Tedavi yöntemini öğrendiklerinde ise daha da hayrete düştüler. O zamanlarda “buğday çiminin” şifalı özelliği bilinmiyordu. Bu metot, şimdilerde kanser hastaları için doğal tedavi yöntemlerinin başında gelen bir metottur. Aidin Hanım’a bu tedavi yöntemini nasıl öğrendiğini sorduğumda; buğday çiminin çok güçlü bir ilaç olabileceğini, biyolog sıfatında HİSSETİM demişti. Yani Aidin Salih’in kangrene karşı tavsiye ettiği tedavi önerisi, o günler için daha çok reflektif, irrasyonel görülüyordu. Aidin Salih, “Gerçek Tıp” kitabında Kuran-ı Kerim’in önemli bir mucizesini keşfetti. Biliyorsunuz, Genetik ilmi, 20. asrın başlarında gelişmiş bir ilimdir. Bu ilim ortaya çıkmadan, 1400 yıl önce, bu ilmin mühendislerinin yapacaklarını, Kuran-ı Kerim şöyle beşaret etmiş: “(Şeytan). Onları mutlaka saptıracağım… kesinlikle onlara emredeceğim de, hayvanların kulaklarını yaracaklar, Allah’ın yarattığını değiştirecekler”(Nisa Suresi,119-120). Bu ayetleri Aidin Salih “Gerçek Tıp” kitabında şöyle bağlamaktadır: “Genetik araştırmalarda ve mutasyonları takip etmek için yapılan deneylerde gerekli olan doku, hayvanların kulakları yarılarak alınır. Çünkü hayvanların vücudu tüy ve yünle kaplıdır. Sadece kulak içi bölgesi açıktır ve bu işleme elverişlidir”.Aidin Salih in yukarıda geçen tedavi metotlarının SENTEZİ KURAN-I KERİM ve HADİSLERİN ışığında gerçekleşmiştir.Belki bu yüzden Aidin Salih’i aşırı gelenekçi, tıpta yeni tedavi yöntemlerine karşı bir zihniyet olarak tanımlamaya çalışanlar da oluyor. Mesela, Aidin Salih’in Kuantum Fiziğine karşı olduğu söylentileri son dönemde yaygınlaştı. Fiziğe değil, fizik adı altında, şifacılık gibi, enerjiyle uğraşan tehlikeli akımlara karşıdır Aidin Salih. Kuantum Fiziği nedir?Bugün ilim olarak iki fizik mevcuttur: Klasik fizik ve kuantum fiziği. Klasik fizik iki bin yıldan beri süre gelen, Dekart, Isaac Newton, Faraday, Maxwell fiziğidir. Macro dünya düzeyinde klasik fizik kanunları çalışıyor.Mikro dünya seviyesinde; yani maddenin mikroskopik düzeyinde ise kuantum fiziği kanunları geçerlidir.Kuantum fiziğinde insan bir enerji topu olarak değerlendiriliyor.Aidin Salih, insan zatını bir enerji subjekti olarak, yanlış yönlendirilmesinden endişe ediyordu. Yoksa, bir kişinin kuantum fiziği ya da herhangi bir fiziğe karşı ya da karşı olmaması hiçbirşey ifade etmez. Aidin Salih, insan sağlığını, yaşadığı ortamla, doğa ile birlikte değerlendirmesinin en doğru yol olacağına inanıyordu. Aidin Salih, insan sağlığına nasıl önem veriyorsa, yer kürenin selametine de o kadar önem veriyordu. Bu global harmoninin (uyumluluk) selameti için mücadele etmeği sadece insani değil, dini bir görev olarak da görüyordu. Bu açıdan, Aidin Salih’in kitapları ilmi olmakla beraber, Peygamberimiz (s.a.v) tebliğinin izinde bir yoldur. Muhammed SALİH 24 Mart 2019

Muhammad Salih paylaştı: 24 Mart 2019 Pazar

AİDİN SALİH’İN YOLU

(Aidin Salihin eşi Muhammed Salih’in «Aidin Salih Ekolü» konferansında yaptığı açılış konuşması)

70’li yıllarda, Sovyetler Birliği’nde bir dekadans dönemi başladı.

Bu çürüme sadece siyasi, içtimai ve kültürel sahada değil, pozitif ilimler, cümleden, tıp sahasında da bariz şekilde ortaya çıktı. Tıpta ilerleyen bu düşünce boşluğunu, bitkilerle tedavi yöntemlerinden, mediumlara kadar uzanan çeşitli batıl akımlar doldurmayı başladı.

Bugün alternatif tıp denilen tıpla, Aidin Salih o süreçte tanıştı…

Açlıkla tedavi, mizaçlar, Ibn-i Sina Tıbbı, bitkilerle tedavi, hacamat, kan grubuna göre tedavi yöntemleri, Aidin Salih’in ilgi odağı oldu.

Bugün, Açlık ve kupa terapisi Aidin Salih’in esas tedavi üslubu olarak gösteriliyor. Halbuki açlık ve hacamat asırlardan beri çeşitli kavimlerde uygulanan metotlardır.

Aidin Salih’in tedavi üslubu, aslında tüm bu uygulamaların SENTEZIDIR.

Dr. Paul Bragg (1895-1976) gibi, sadece açlıkla tedavinin ya da sadece hacamatın insan sağlığı için yeterli olmadığını Aidin Salih çok iyi biliyordu.

Aidin Salih’in tedavi üslubu şeffaftı. Anlattığı gaye netti.

Aidin Salih’in Post modern tıp alimlerinden farkı — ilmi dinden ayrı tutmamasıydı. Özellikle tıp ilminin; Allah’ın yarattığı düzeni idrak etmekten, O’nun kurallarına uymaktan geçtiğini idrak ediyordu.

Aidin Salih, karşı çıktığı tedavi yöntemleri hakkında açık konuşuyordu. Tıpta aşı, sezeryan, organ nakli ameliyatı, tüp bebek gibi insan yaratılışına aykırı uygulamalara karşıydı. Bu yöntemlerin hem sağlık açısından, hem dini açıdan insan için zararlı olduğunu ilmi şekilde ispatlıyordu.

Tedavisi rasyoneldi. Bilimseldi. Aynı zamanda dine aykırı değildi. BBC radyosuna verdiği röportajında “Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerife aykırı bir tedavi yöntemi kullanmadım” diye beyanatta bulunmuş ve bu radikal itirafın Batı da yayınlanması herkesi şaşırtmıştı.

70’li yıllarda, dostlarımızdan biri evimize hasta getirmişti. Aidin Hanım dan ona bakmasını rica ettiler. Hastanın diz kapağı altında, kangren oluşmuş, hızlı şekilde çürüyordu. Doktorlar bacağını kesmeye karar vermişler. Adam bunu istemiyordu. Aidin Hanım’ın doğal tedavi taraftarı olduğunu işitmiş, onun önerisini almak istemiş. Aidin Hanım ona evde buğdayı çimlendirmesini, kökünden çıkan suyla macun yapıp, kangren yarasına sarmayı önermişti. Adam öneriyi birebir uyguladı ve mucizevi şekilde kangrenden kurtuldu. Doktorlar bu iyileşme karşısında şaşırdılar. Tedavi yöntemini öğrendiklerinde ise daha da hayrete düştüler.

O zamanlarda “buğday çiminin” şifalı özelliği bilinmiyordu. Bu metot, şimdilerde kanser hastaları için doğal tedavi yöntemlerinin başında gelen bir metottur. Aidin Hanım’a bu tedavi yöntemini nasıl öğrendiğini sorduğumda; buğday çiminin çok güçlü bir ilaç olabileceğini, biyolog sıfatında HİSSETİM demişti. Yani Aidin Salih’in kangrene karşı tavsiye ettiği tedavi önerisi, o günler için daha çok reflektif, irrasyonel görülüyordu.

Aidin Salih, “Gerçek Tıp” kitabında Kuran-ı Kerim’in önemli bir mucizesini keşfetti. Biliyorsunuz, Genetik ilmi, 20. asrın başlarında gelişmiş bir ilimdir. Bu ilim ortaya çıkmadan, 1400 yıl önce, bu ilmin mühendislerinin yapacaklarını, Kuran-ı Kerim şöyle beşaret etmiş: “(Şeytan). Onları mutlaka saptıracağım… kesinlikle onlara emredeceğim de, hayvanların kulaklarını yaracaklar, Allah’ın yarattığını değiştirecekler”(Nisa Suresi,119-120).

Bu ayetleri Aidin Salih “Gerçek Tıp” kitabında şöyle bağlamaktadır: “Genetik araştırmalarda ve mutasyonları takip etmek için yapılan deneylerde gerekli olan doku, hayvanların kulakları yarılarak alınır. Çünkü hayvanların vücudu tüy ve yünle kaplıdır. Sadece kulak içi bölgesi açıktır ve bu işleme elverişlidir”.

Aidin Salih in yukarıda geçen tedavi metotlarının SENTEZİ KURAN-I KERİM ve HADİSLERİN ışığında gerçekleşmiştir.

Belki bu yüzden Aidin Salih’i aşırı gelenekçi, tıpta yeni tedavi yöntemlerine karşı bir zihniyet olarak tanımlamaya çalışanlar da oluyor. Mesela, Aidin Salih’in Kuantum Fiziğine karşı olduğu söylentileri son dönemde yaygınlaştı. Fiziğe değil, fizik adı altında, şifacılık gibi, enerjiyle uğraşan tehlikeli akımlara karşıdır Aidin Salih.

Kuantum Fiziği nedir?

Bugün ilim olarak iki fizik mevcuttur: Klasik fizik ve kuantum fiziği. Klasik fizik iki bin yıldan beri süre gelen, Dekart, Isaac Newton, Faraday, Maxwell fiziğidir. Macro dünya düzeyinde klasik fizik kanunları çalışıyor.

Mikro dünya seviyesinde; yani maddenin mikroskopik düzeyinde ise kuantum fiziği kanunları geçerlidir.

Kuantum fiziğinde insan bir enerji topu olarak değerlendiriliyor.

Aidin Salih, insan zatını bir enerji subjekti olarak, yanlış yönlendirilmesinden endişe ediyordu. Yoksa, bir kişinin kuantum fiziği ya da herhangi bir fiziğe karşı ya da karşı olmaması hiçbirşey ifade etmez.

Aidin Salih, insan sağlığını, yaşadığı ortamla, doğa ile birlikte değerlendirmesinin en doğru yol olacağına inanıyordu. Aidin Salih, insan sağlığına nasıl önem veriyorsa, yer kürenin selametine de o kadar önem veriyordu. Bu global harmoninin (uyumluluk) selameti için mücadele etmeği sadece insani değil, dini bir görev olarak da görüyordu.

Bu açıdan, Aidin Salih’in kitapları ilmi olmakla beraber, Peygamberimiz (s.a.v) tebliğinin izinde bir yoldur.

Muhammed SALİH

Mart 2019

Добавить комментарий

Ваш e-mail не будет опубликован. Обязательные поля помечены *