Özbekistan’li şair ve önder Muhammet Salih ile söyleşi

Tarık Çelenk: Sayın Başkan maalesef Sovyetler’in yıkılışından sonra Türk Sağı Türk Dünyasıyla doğru bir ilişkiyi geliştiremedi.. İkinci mesele de İslam dünyasıyla da AK Parti döneminde özellikle istediğimiz ideal ilişkiyi geliştiremedik. Çünkü temelde bir fikir üretemedik. Siz Orta Asya’dan bir Türk- Özbek aydını olarak özellikle sizin bu konuya bakış açısınız çok önem arzu ediyor. İlk sohbetimizde…

Ağaç

(Uzaktaki gülümsemenin gölgesi) İşte şu ağaca  Senin yetim bıraktığın ismi vereceğim. Ki ağaç bir mana edinsin. Ki vicdan daha az iztirap çeksin Senden sonra da yaşamaya devam ettiğim için… Ki penceremde titresin ebediyen Uzaktaki (senin) gülümsemenin gölgesi… 1981 Muhammed Salih

Sanat

İnsanı ateşle yakmak mümkün değildir. Onu kar ile yakabilirsiniz ama. Mavi gökyüzünün pir parçası ile Yakabilirsiniz bu mevcudatı. Türküyü üstüne serpiniz, Ve Gül ile Bülbülü tutuşturarak, Yakın bu semender kuş insani! Etrafta hiç bir şey olmazsa eğer Kup-kuru çöl olsa bulunduğun yer Yakmak mümkün insani onun Yazdığı şiirleri (odun gibi) altına atıp! 1980 Muhammed Salih

Ana ile vedalaşma

Gün geçtikçe ağarıyor saçları adamın, Gün geçtikçe uzaklaşıyor ondan Başını okşayan o mihriban el… Uzaklaşıyor git gide Uzak uzaklarda dalgalanıyor Özge bir devletin bayrağı gibi… 1981 Muhammed Salih

Derin dert

Mazmun değil Dert derin. İnsanin içindeki mahluk Çoktan başka, Çoktan maymun değil. Sinesini oklara tutmayan Bir kuşak dünyaya geldi artık — Tasavvur edin, onlardan hiç biri Artık maymun değil… Fakat babamın sırtından giren mermi Benim yüreğimde bitiyor. Belki küçük olabilir bu yara.. Biraz küçük. Dürbünü ters tutup bakarsan, Değil yara, bütün bir Halk dahi küçük…

Sözleri yazdiktan sonra…

Sözleri yazdıktan sonra Onlara boyun eğeceğiz bir gün. Herkesin boynunda asılı durur Belli harflardan müteşekkil Söz. Mesela, «Ahmet!» deseler ben uyanmam Uyanmam «Taşmet ! » diye bağırsalar da. İsmimi bilmezse Gök gürültüsü Beni uyandıramaz asla! Şimdi, düşünün: ne kadar zor Bütün bir milleti uyandırmaya yeltenen dehanın işi ! 1980 Muhammed Salih

Anahtar

Elini cebine sokarken, irkildi adam: Parmaklarını yaktı,ısırdı Kimsesiz evinin buz gibi anahtarı! 1978 Muhammed Salih

Onlara söyle sevgilim

Sen ve ben biliyoruz aşkın timsali salkım söğüt olmadığını. Sari gül — ayrılık, kızıl gül de visal değildir asla! Söyle onlara, anlat sevgilim: Biz nasıl seviyorduk bir-birimizi, nasıl seviyorduk gülleri yolunmuş dünyada! 1980 Muhammed Salih

Sabah

  Sabah uyanırken, beni dün verdiğim söz tedirgin etmiyor. Gözlerimi uykudan açarken,ben kimseden borç,ödün istemiyorum. Ben midemden önce, nefsimden evvel, hatta gözlerimden evvel uyanıyorum. Ben sabahları hayatıma mübalağasız (abartısız) bakıyorum. Sabahları benim fikrim müstakildir. Sabahları sözler kalabalığı benden uzakta, bayrak tutan sözler taburu. 1982 Muhammed Salih

Tren

Trene biniyorsun. Annen el salliyor. Eşinin elinde göz yaştan islanmiş mendil sanki kırık kanatidir bir kuşun Ancak senin le vedalaşmaz bu bağlar El sallamaz ağaçlar, kaşları çatık dağlar Pamuk tarlaları demez «elveda» Onlar senden mektup beklemeyecekler. İşte sen böyle helak oldun,birader. Cesedin ise trende çay yudumlayıp Rahat rahat uzaklaşiyor Vatandan! 1975 Muhammed Salih